| |
DİNLER ve İNAÇLAR ile BİLİM ve TEKNOLOJİ
BİTMEYEN ve BİTMEYECEK DANS
Yirmibirinci yüzyılın,yeni milenyumun 6 ıncı
yılında,birden bire ortaya çıkan karikatür
krizi,insanoğlunu,geleceği için çok önemli bir soruya
cevap vermek zorunda bıraktı.
Dünya,insanlık ve uygarlık için,
dinlerin ve
inançların kutsallığı mı daha önemlidir?
Yoksa,düşünme özgürlüğü,fikir özgürlüğü ve fikri
ifade özgürlüğü mü daha önemlidir?
Aslında insanoğlu,bu soruyu kendine sormakta çok
bile geç kalmıştır.Çünkü,binlerce yıl süren ilkel din ve
inançlardan sonra,en ileri üç semavi
dinin
kuruluşundan beri,dinler ve inançlar,özellikleri
gereği,hep ayni kalmıştır.Veya çok az
değişmiştir.İnsanlık,uygarlık ve demokrasi ise,hızla
gelişen teknolojiye paralel olarak,devamlı değişip
gelişmiştir.Bu yüzden,dinler ve dinsel
inançlarla,insanlık,uygarlık ve demokrasi arasında büyük
bir yarık,büyük bir uçurum doğmuştur.
Büyük patlama da, denilen, BİG BENG den, yani
kâinatın,evrenin oluşumundan beri,dünya da,tek hücreli
canlılar ile başlayan hayatın, yeryüzünde 3,5 milyar
yıldan fazla tarihi vardır.Biz,www.demokrasidedevrim.com
internet sitemizde hayatı,evrende,herzaman,devamlı
mevcut enerji değiş-tokuşunun en ılımlı ve en olumlu
aşaması olarak tarif ediyoruz.
( Evrende evimizdeyiz ) adlı kitabın yazarı Stuart
Kauffman,kitabının 22 inci sayfasına,J.William
Schopf'tan aldığı izinle,Hepimizin,tüm canlıların
ataları,3 milyar,465 milyon yıl evvel yaşamış tek
hücreli canlıların kayalar içindeki fosillerinin
fotoğrafları ve yanlarına da ressam tarafından yapılmış
çizimlerini bastı.
Bizde,büyükler,küçükler,çocuklar,ilk tek hücreli
atalarını merak eder,görmek isterler diye,Bu
fotoğrafları, Stuart Kauffman'ın kitabından,buraya
iktibas
ediyoruz,yani iktisap ediyoruz,tam öz türkçesi
ile alıyor,aktarıyoruz.
Yaşadığımız çağın en büyük biyoloğ evrimcilerinden
Ernest Mayer,Massachusette, Harward Üniversitesinde
yaptığı bir araştırmada,yeryüzünde şimdiye kadar 50
milyar tür canlının gelip geçtiğini buldu.Her üç semavî
dinin kutsal kitapları,her nekadar insanın ilk anası ve
ilk babası sayılan Adem Babamız ile Havva Anamızın, en
çok 15.000 yıl önce Urfa-Mezopotamya'nın Harran ovasında
dünyaya geldiğini yazıyor ise de,Afrika'nın doğusundaki
Kenya'da meşhur,ünlü bir vadide, (Rift Vadisi) yapılan
antropolojik-arkeolojik kazılar,burada 100.000 yıl evvel
yaşamış insan iskeletlerini ortaya çıkardı.Kenya'daki
antropolojik-arkeolojik kazılar devam etmekte ve hatta
daha eskilerde yaşamış insan iskeletlerine
ulaşılmaktadır.Bu antropolojik-arkeolojik bilimsel veri
ve deliller karşısında,bizde,insanın ATA
YURDUNUN,Harran'da değil Kenyada olduğunu ve insan
oğlunun buradan Mezopotamya'ya ve oradan da dünyanın
diğer yerlerine dağıldığını kabul etmek
zorundayız.Ayrıca Ernest Mayer ve araştırma
gurubu buldu ki:Her bir tür canlının dünyada kalabilme
yaşayabilme müddeti ortalama 250.000 yıldır.Bu da,insanın yeryüzünde
yaşamış olduğu zamana, aşağı yukarı uymaktadır.
Yeryüzünde,gelmiş geçmiş canlı türler içinde ,Kur'an
dili ile söylersek, yüce Allah'ın yarattığı mahlûkat
içinde,UYGARLIK=MEDENİYET kurabilecek kadar zekâya sahip
olan, yegâne canlı türü,sadece İNSAN dır.Zaten,Yüce
Allah,Kura'nı Kerimde,yarattıklarım içinde,en çok
özendiğim,en çok çalıştığım,en mükemmel canlı
türü,insandır.Diye buyuruyor.
Din tarihi alîmleri,din felsefesi bilginleri,sosyoloğlar
ve feylezoflar,dinlerin ve inançların da,tarih içinde,
tıpkı canlı türleri gibi,değiştiğini,evrildiğini,ancak
bu evrimin,bilim ve teknolojiye oranla, çok daha yavaş
olduğunu söylüyorlar.Titanlar yani Proto
Tanrılar,ardından Tanrılar,Tanrıçalar,Gök
Tanrıları,Toprak Tanrıları,Su Tanrıları,Deniz Tanrıları,Apollo'lar,Tanrıların
Tanrısı Zeus,Pagan Roma Tanrıları,eski Yunan Tanrıları,
Atina Tanrıları.
Söz Atina tanrılarından açılınca,SOKRATES'i
anmamak haksızlık olur.Çok Tanrılı Atina'da, ( 40 Tanrı
mı olurmuş,tek tanrı vardır.) Dediği için,kendisine Tek
Tanrı'lı inançların babası da denilebilecek SOKRATES'i,Atina
yargıçları,Atina Tanrıları ile alay ediyor,Atina
Tanrılarına küfür ediyor,Atina Tanrılarına hakaret
ediyor diye,ölüme mahkûm etmedi mi? SOKRATES'te,taraftarlarının
ve öğrenicilerinin kendisini kurtarma
tekliflerini,önerilerini reddederek,toplum düzenine ve
Atina Yasalarına saygısından ötürü baldıran zehrini
içmedi mi?.
Bunun ardından, Semavî Tanrılar,Semavî
dinler.İbrahim Peygamber,Davut Peygamber,Musa Peygamber,
ve de,İsa Peygamber.
Yine tarihçiler,sosyoloğlar ve feylezoflar,Yüce
İslâm'a gelinceye kadar,canlı türlerinin evrimi,değişimi
ile,Tanrılar ve inançların evrimi,değişimi arasındaki,bu
heyecan verici, bu çarpıcı benzerliğe bakarak,haaşa,sümme
haşa,Yüce Allah ve Yüce Allah'ın Resûlü, sevgili
Peygamberimiz, Hazreti Muhammed,S.A.'yı, bu tartışmanın
üstünde,yücelerde tutarak,Tanrılar mı insanları
yarattı?,İnsanlar mı Tanrılar yarattı? sorusunu
soruyorlar.
Dünyanın en büyük
feylezoflarından Bernard Russell diyor ki:Tarihin her
döneminde ve dünyanın her yerinde,içinde yaşadığı düzeni
biraz anlayıp,32 yaşını idrak etmiş bir insan haalâ
devrimci olamamışsa,pısırık biri demektir.Tarihten
günümüze,dünyada,en genç ve en büyük devrimci Hazreti
Muhammed tir.Çünkü:dedesi,daha çocuk
yaşında,ona,Haceti-Ecvet taşındaki putları
gösterince,Mekke de düzeni kuran putların batıl olduğunu
anlamış,ve onları yerle bir etmiştir.
Bütün bunlardan sonra,Yüce Allah ve Yüce Allah'ın
gökyüzünden indirdiği Kur'anı Kerim ve sevgili
Peygamberimiz Hazreti Muhammed S.A.Sellâllâhu Aleyhu
Vessellem efendimiz ile bize bildirilen mübarek İslâm
dinimiz,Hak dinidir.Ve,Sevgili Peygamberimiz Hazreti
Muhammed S.A. Sellâllâhu Aleyhu Vessellem son Peygamber
dir.
Tarih bilimi bize,dinler,inançlar ve Tanrılar'ın,ne
kadar büyük merhaleler,ne kadar büyük gelişmeler, ve ne
kadar büyük aşamalar,geçirdiğini açıkça
gösteriyor.Ancak,dinlerdeki,inançlardaki,merhaleler,aşamalar,
gelişmeler çok yavaş olmaktadır.Hele bu değişme ve
gelişme,Tek Tanrılı Semavî dinler ile beraber çok
yavaşlamış,adeta durmuştur.
Dinler tarihini inceleyen alîmler,Hiristiyanlıktaki
Kutsal ruh,üçlü Tanrı fikrinin,Anadolu'da,Çorum
yöresinde,Hitit'in merkezi Hattuşa'da,YAZILI KAYA
da,Hazreti İsa'dan 1500 yıl önce,sert granit kayalara
keski ile,çekiç ile kazılarak yazıldığını söylerler.Ben
buraları gittim,gezdim, gördüm.Yazılı Kaya,3500 yıllık
fırtınaya,rüzgâra,kara,yağmura hiç aldırmadan,bugün,yeni
kazılmış gibi, taptaze yerinde duruyor.1-Baba Tanrı=
KESUM,2-Ana Tanrı =HEPAT,
3-Erkek oğulları= ŞAMUNAMA.
Yine tarih bilimcileri,Hitit'te,Hatuşa'da,Alaca-Höyük'te,çoğu
Anadolu da, 5000-6000 yıl evvel,öksüz kalmış kutsal oğul
öyküsünün dillerden dillere söylenip
durduğunu,ve,Hazreti İsa'nın,bu Hitit söylencesini
kendisine uyarladığını söylüyorlar.Eğer,bu tespit ve
veriler doğru ise,Hiristiyanlık Orta Doğu da,Betlehem de
Kudüs te değil,Anadolu da,Çorum da,Hitit te Hattuşa da
doğmuş oluyor.Medeniyetlerin,uygarlıkların ilk defa
nasıl kurulup geliştiğni görmek
isteyenlere,Anadolu'daki,Hitit'i,Alaca Höyük'ü,Hatuşa'yı,Hitit'in
üçüncü büyük yerleşim yeri,Şapinuva'yı,Çanakkalede
Truva'yı,Göreme'yi,Peygamberler şehri
Urfa'yı,Harran'ı,Maraş,Diyarbakır ve Mardin'i mutlaka
görmelerini hararetle tavsiye eder,öneririm.
Din tarihi profesörlerinin bir tespiti de şu
oluyor.Zebur da,Tevrat ta,İncil de ve en son kutsal
kitabımız Kuran'ı Kerim de,yani dört kutsal kitapta da
mevcut 10 kutsal Amendement,10 kutsal kaide,Üç semavî
din olan Müslümanlık,Hiristiyanlık ve Musevî likten
2000-3000 yıl önce yaşamış Asurlular da,Hammurabi
kanunlarında da aynen mevcuttur.Buradan başlayarak,bir
kutsal kitaba,oradan da,sonradan gelen başka bir kutsal
kitaba geçmiştir.Diyorlar.
Yeryüzündeki canlı türler ile,dinler ve
inançların paralellik gösteren evrimini,gelişmesini
inceleyip, irdeleyen,yarı bilimsel,yarı duyumsal,bu kısa
açıklamadan sonra,biz ,esas konumuz olan karikatür
krizine dönersek,karikatür krizinin,dünyayı ikiye
böldüğünü görürüz.1-Bir yanda,karikatürleri
yayınlamayı,düşünce özgürlüğü,fikir özgürlüğü,fikri
ifade özgürlüğü sayanlar.2-Diğer yanda
da,karikatürleri,dinlerine,inançlarına
tahkir,aşağılama,hakaret sayanlar.
Krizin yarattığı nümayişleri,gösterileri,bunlara
katılan insanları,gerek yerinde gören,gerekse de
televizyonlarda gören, izleyen birçok kişi,bu
gösterilere katılan insanlar ile,Menemen de,Kübilây'ın
başını
kesip mızrağa takarak nümayiş yapan insanlar arasında
bir fark görmüyorlar.
Birçok düşünür,fikir adamı,yazar,çizer olaylara
değişik açılardan ışık tutmağa,olayları açıklamaya
çalışmaktadır.Hatta, bazıları, olanlar
için,medeniyetler,uygarlıklar çatışması demeye
getiriyorlar.Dünyada,farklı medeniyetler,farklı
uygarlıklar yok ki: Ugarlıklar,medeniyetler çatışması
olsun.Dünyada tek bir uygarlık,tek bir medeniyet
vardır.O da,dünyada insan uygarlığı,insan
medeniyetidir.Yeryüzünde, uygarlık,medeniyet kurabilecek
zekâya sahip, tek canlı,tek varlık,Kur'an diliyle,tek
mahlûk vardır,O da insandır.İnsanın yeryüzünde
kurduğu,medeniyet,uygarlık, doğudan-batıya,batıdan
doğuya,güneyden-kuzeye,kuzeyden-güneye devamlı akıp
gitmiştir.iç içe geçmiştir.Uygarlık,medeniyet, bilim ve
teknoloji sınır,hudut tanımıyor ki:bir yerde sınırlı
kalsın.Şimdiye kadar hiç tanımadı,şimdiden sonra da hiç
tanımayacak.İyi ki:tanımadı,İyi ki:tanımıyor,İyi
ki:tanımayacak.Çünkü,insanın yarattığı
uygarlık,medeniyet kimsenin mülkiyetinde,kimsenin
tekelinde değildir.İnsanlığın ortak malıdır.İnsanın
yarattığı uygarlık,hepimizindir,insan oğlunun yarattığı
uygarlık herkesindir.Bunları günümüze
indirgersek,Coğrafi olarak bugün,doğuda yer
alan,Singapur'daki,Dubai'deki,İsrail'deki,Japonya'daki,Şangay'daki
bilim,teknoloji,uygarlık ve medeniyeti batıdan tamamen
soyutlayıp doğu uygarlığı,doğu medeniyeti saymak mümkün
müdür?
Unutmayalım,Dübai'de,çölün içinde,dünyanın en
büyük,en lüks,sunî kar,kayak merkezi,koca Arabistan
çöllerinin ortasında,yazın, buram buram terleten, 40
derece sıcağında,batılı kayakçılara,batılı
kıyakçılara,bir yıldanberi ev sahipliği yapmaktadır.
Eğlenceli zamanlar sunmaktadır.
Bizim naçiz kanaatimize göre,Karikatürlerin
dünyada yarattığı büyük ve tehlikeli görülen kriz,hızla
değişip,hızla gelişen bilim ve teknoloji ile
karakterleri gereği, çok yavaş değişen dinler ve
inançların arasındaki çok geç kalan hesaplaşması,
yüzleşmedir.Niye bu yüzleşme, niye bu hesaplaşma,
yüzlerce,binlerce yıl gecikti? Neden şimdi ortaya çıktı?
Diye sorulabilir.Bu soruya verilecek cevap ta
aslında,çok basittir.Çünkü şimdiye kadar,insan oğluna
pek fazla zarar vermedi.11 Eylül,2001 NewYork,Washington
patlamalarından,Istanbul'daki Sinagog,konsolosluk ve
banka patlamalarından,Madrid patlamasından,Londra metro
patlamalarından,ve de,dünyada,birbiri
arkasından,dinmeden süregelen intihar saldırılarından
sonra,durum tamamen değişti.Dünya, artık eski dünya
değil.Dünya tamamen değişti.Statik kalan,yani hiç
değişmeyen,dinler ve inançlar ile,hızla değişen,hızla
gelişen teknoloji ve bilim ile,bunlara paralel olarak
değişip gelişen uygarlık ve demokrasi
arasında,kaçınılmaz olan,yüzleşme,hesaplaşma zorunluluğu
doğdu.İşte insanoğlu şimdi, bunun sıkıntısını,kavgasını
yaşıyor.
Hiç unutulmaması gereken bir cihet,bir husus,bir
gerçekte şudur:Kökten dincilik,bağnazlık,sadece bir
inanca,bir dine mahsus değildir.Hemen hemen bütün
inançların,bütün dinlerin ortak yanıdır.
Dinlere,inançlara ve insanlara saygılı
kalarak,din ve inançlardaki çelişkileri,ve de,zararlı
etkileri söyliyebilmek,yazabilmek,oldukça büyük ve
oldukça ince bir yazı san'atı ister.Bunu başarabilmek
için çok uğraştık.
Dinlere,inançlara,insanlara,olabildiğince,
saygılı davranarak,aklığımızın erdiği
kadar,bilgilerimizin elverdiği ölçüde,insan için,gelecek
için,bu çok önemli konuda,bizde,fikir yürütmeğe,olayları
aydınlatmaya çalıştık.Bütün gayret ve ihtimamıza
rağmen,haddimizi açtı isek,sürçü lisan etti isek,iyi
niyetimize verile,hoş karşılanıp affola.
Richard Hawkins, Gods Delusion=Tanrı Yanılgısı
kitabının ortalarında, bilim, evrim, din ve inançlar
konusunda çoğumuzun garip bulup yadırgayacağı, çok
sivri, ama, sivri olduğu kadar da çok çarpıcı yargılara
varıyor, ve aynen şunları söylüyor. İnançlar arzularla
renklendirilirler. Ve özdeleştirilirler. İnanç ve dinin
en büyük düşmanı mantıktır. Her kim inançlı bir
Hiristiyan olmak isterse aklının gözlerini oymalıdır.
Dinler bilimsel araştırmaların boşluğunda yerleşen yan
ürünlerdir.
Eski bir Kuzey İrlânda şakasını buraya almakta
yarar var. (Evet, ancak sen, bir Protestan ateist
misin?) Yoksa Katolik ateism mi?
TELEOLOJİ erek bilimidir. Çocuklar doğuştan
erekbilimcidirler. Herşeyde bir erek ararlar.
1- Bulutlar yağmur içindir.
2- Sivri kayalar hayvanların kendilerini kaşımaları
içindir. Gibi.
Her dinin ayrıntılı yapısı bilinçsiz evrimdir.
Doğal seçilim ise, bilinçli evrimdir. İman kanıtsız
inanç olup her zaman erdem sayılmıştır. İnançlarınız
kanıta ne kadar karşı çıkarsa o kadar erdemli
sayılırsınız. Einstein, eğer insanlar, sadece
ödüllendirileceklerini bildikleri için, ya da
cezalandıracaklarını bildikleri için iyi kalpli iseler,
çok acınacak haldedirler. Diyor.
Ateistler, yağma yapmaktan, suç işlemekten ve
polise direnmekten çok çekinirler. Son zamanlarda
Amerikada yapılan istatiksel araştırmalar,
hapishanelerde dindarlara göre, orantılı yüzde olarak,
çok daha az ateist olduğunu göstermekle, adeta bu savı
doğrular mahiyettedir. Tabii ki: ateistlerin dindarlara
göre daha dürüst ve ahlâklı olduğunu söylemek mümkün
değildir. Ama, HUMANISM ve HÜMANİSTLER bu konuda çok
başarılı görünüyorlar.
Evrimci Darvinin de içinde olduğu bilim, bir
sorunu çözerken 10 yeni sorun yaratır. Böylece bilimin
gelişmesinde yeni boşluklar doğar. Varoluşçular, işin
kolayına kaçarlar. Hemen bu boşluklara Tanrıyı
yerleştirirler. Hiç düşünmezler ki: biraz sonra bilim bu
boşluklara da el atacak, onları da çözecektir.
Varoluşçular kolaycıdırlar. Hiçbir şeyi araştırmak
zahmetine katlanmazlar. her şeyin oluşunu Tanrıya
bağlarlar.
Politika, esaretindeki binlerce insanı
katletmiştir. Dinde hakezâ.
Hitler Cengiz Handan daha fazla insan öldürmüştür.
Bunun sebebi gelişen teknolojidir. Hitler Katolik bir
ailenin ürünüdür. Hitler çocukluğunda Katolik
okullarında ve Katolik kiliselerinde eğitim almıştır.
Katolik okullarını hiç bırakmadı. Hiçbir zaman Katolizmi
reddetmedi. Hayatı boyunca dindar olduğuna dair
sinyaller verdi. Stalin ise. Ailesinin baskısına rağmen,
Tiflis ilâhiyat fakültesini terk etti.Ve Rus
Ortodoksisini de reddetti. Hitler 1914 yılında birinci
dünya savaşının ilân edildiğini duyunca, hemen
dizlerinin üzerine çöktü. Ve Tanrıya böyle bir zamanda
bana yaşama şansı verdiğinden tüm kalbimle teşekkür
ederim. Demişti. Hitler o zaman 21 yaşındaydı. Hitler
yaşamını inançları olan bir Hiristiyan gibi sürdürememiş
olsa da, Hiristiyanların uzatmalı geleneği ( İsa katili
Yahudiler ) suçlamalarının etkisi altına girmiştir.
Martin Luther King te Yahudileri yılan sülâlesi olarak
tanımlanıştır.
İnsan beynindeki dinsel memelerin beslediği
doğmaların en önemlilerinden ve en caziplerinden ikisi
1- Öldükten sonra yaşamın devam edeceği,
2- Eğer din savaşlarında şehit düşerseniz, cennetin
şahane bir bölümüne gideceksiniz. Ve burada, yetmiş iki
bakire ile keyif çatacaksınız.
Diğer Semavî dinlerin cenneti özendiren bu cazip
sözleri ile, Hazreti Muhammedimizin ( Cihada giden
Cennete gider. ) Diye vecizce özetlenen Cihat hadisi
Şerifi ne kadar da özdeşlik, ne kadar da benzerlik
gösteriyor. Richard Hawkins devam ediyor. İslâm Barıştır
mantarası, neredeyse 1400 yıl tarihten yok olmuştur.
Sadece 13 yıl Hazreti Muhammed Mekke de iken geçerli
olmuştur. Medine ye gidince, ne yazıktır ki: Bu güzel
söz, İslâm savaştıra dönüşmüştür.
www.demokrasidedevrim.com adına,
Dr.Hasan Horto
17
Şubat,2006
|
|