| |
HARBİN BAŞINDA NAZİ ALAMANCI HARBİN SONUNDA SOLCU OLAN
CUMHURİYET.
Cumhuriyet Gazetesi baş yazarı ve sahibi Yunus Nadi,
Emekli Tümgeneral Hüseyin Hüsnü Emir Erkilet, Nihal
Atsız'ın kardeşi Necdet Sancar ve o sıralar yeni yeni
palazlanan Nadir Nadi Nazileri öven askeri ve siyasi
yazılar yazmaktadır. Bunlara başkaları da katıldığı gibi
Alman hayranlığı ve taraftarlığı o dönemin hükümet
üyeleri arasında da yayılmaktadır. Alman ve Nazi
taraftarı olup Türkiye'yi de bu yörüngeye sokmak isteyen
zevat ki; Kim olduklarını isim isim bilecek durumda
değilim: Nazi Almanya'sının Ankara Büyük Elçisi VON
PAPPEN'i ziyaret edip Almanya'nın Sovyetlerde ilerlediği
dönemlerde Türklerin yaşadığı bölgelere Türk askeri ve
sivil personelinden bir grubun oraya gönderilip bir Türk
Kumandanının başkanlığında oralarda idareyi ele geçirmek
teklifini getirirler. VON PAPPEN bu teklifi Berlin'e
iletir; Berlin idare Türk'lerin eline geçecek diye
teklife sıcak bakmaz. Aradan zaman geçer VON PAPPEN ile
malum zevat arasında temaslar sürer. Bu zevatın arasında
hükümette etkili kimselerin de olduğu söylenirse de
bunları doğrulayacak veya reddedecek durumda değiliz.
VON PAPPEN Berlin'e ikinci bir teklif gönderir. Teklifte
"Her ne kadar bu iş Türk girişimi ile başlayacaksa da
orada bir Alman Generali veya Alman Albayı komutasında
bulunduracağımız bir Alman Birliği ön ayak olan
Türk'leri bertaraf eder ve orası da Alman toprakları
arasına katılır" önerisi yapar. Bu öneri de diğerleri
gibi Berlin'e gider ve Alman arşivlerine girer. Gene bu
arada Enver Paşanın ağabeysi Nuri KİLLİGİL Paşa
Berlin'de Almanya Dışişleri Bakanı VON RİDDENTROP'la
görüşür. Konu gene Sovyet Türk'lerini ayaklandırmaktır.
Tabii bunların hepsi Alman arşivlerinde gizlenir. Ne de
hayali geniş bir sülaleymiş bu Enver Paşa ailesi. Bir
taraftan kendisi Kurtuluş Savaşımızda bize çok yardım
eden Lenin'e karşı Türk'leri ayaklandırıp Büyük
Türkistan İmparatorluğunu kurmak sevdasına kapılır;
Diğer yandan ağabeysi 25 yıl geçtikten sonra küçücük
aklıyla Alman'larla anlaşıp Von Ribbentrop'u, Nazi'leri
ve Hitler'i kandırarak Sovyet Türkleri arasında
kendisine saltanat kurmaya çalışır. Alman ve Nazi
hayranlığı Stalingirat Direnişi'ne kadar sürer.
Stalingirat Direnişi ile savaşın seyri değişip Sovyet
Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği Orduları Nazileri
ülkelerinden kovup Balkanlara doğru ilerlemeye
başlayınca Türkiye'deki hayranlarının yönü'de değişmeye
başlar. O günleri yaşayanlar Cumhuriyet gazetesinin
bundan sonra sola kaymaya başladığını söylerler. Savaş
bitip Kızılordu Berlin'e girince Alman arşivleri de
Kızıl ordunun eline geçer, bunlar Moskova'ya gönderilir
ve incelenir. Gizli belgeleri ve Alman arşivlerini
inceleyip inceleten Stalin'de ahde vefa edilmedi diye
Ankara Anlaşması'nı tek taraflı bozar ve Türkiye'den
Kars ve Ardahan'ı talep eder; Kim haklıdır, kim
haksızdır, okuyanlar, bilenler, karar versin. Liderlerin
vizyon boyutları her zaman aynı değildir. Bazen çok dar,
bazen çok geniştir. Örneğin; Lenin ile Stalin arasındaki
vizyon uçurumu Ankara Anlaşması'nda açıkça
belirginleşiyor. Sosyalizmin hem teorisyeni hem de
eylemcisi olan Lenin'in "BİR ADIM İLERİ, İKİ ADIM GERİ"
kitabını eğer Stalin iyi hatmedip, hazmetseydi, belki
Ankara Anlaşma'sını ahde vefa kusuru ile tek taraflı
feshedilebilirdi; amma Türkiye'den Kars, Ardahan gibi
toprakları isteme gafletinde bulunmazdı. En azından bu
talebin uzun ve zorlu sınırlarla komşu olduğu Türkiye'yi
Sosyalizme, Sovyetlere karşı oluşup gelişen soğuk
savaşın kucağına ve kapitalizme iteceğini öğrenmiş
olurdu. Sonuçta da öyle olmadı mı? Politika ve
savaşlarda ilk şart düşmanlarına düşman katmamaktır.
Çünkü düşmanını büyütüp güçlendirir, başarı şansını
azaltır ve bazen de tümüyle ortadan kaldırır. Stalin ne
yazık ki: Sosyalizm açısından çok önemli zararlar
doğuracak bu büyük hatayı yaptı ve Sosyalizm de bunun
bedelini çok ağır ödedi. Tarih kendisinden ders alınsın
diye vardır. Eğer ders alınmaz ise tarih yanlışları ile
tekerrür eder de durur. Evvelki yazımda belirttiğim gibi
ben tarih, sosyoloji veya politika eğitimi görmedim.
İnsan sağlığı ile uğraşan Tıp Eğitimi gördüm, amma kimse
yazmadığı için bunları yazmak zorunda kaldım. İşte
Beyler; Bu konuda eğitimi, bilgisi becerisi olanlar
geliniz noksanlarımı, doldurunuz; yanlışlarımı
düzeltiniz gerçek bil-diklerinizi yazınızda genç
kuşaklar tarihten ve tarihin yanlışlarından ibret
alırken kaynak bulabilsinler.
Dr Hasan HORTO
|
|