| |
 |
|
Hipotermi |
| |
Soğuktan kaynaklanan en yaygın iki
rahatsızlık hipotermi ve lokal donmalardır. Hipotermi
vücut iç ısısının normalin altına düşmesi, lokal donma
vücudun belli bir bölgesindeki hücrelerin donmasıdır. Bu
rahatsızlıkların önlenebilmesi ve giderilebilmesi için
öncelikle ısısının nasıl üretilip kaybedildiğini ve
insan vücudunun soğuğa tepkilerini bilmek gerekir.
Isı Kaybının Mekanizması
Isı aşağıdaki yollarla kazanılır ya da kaybedilir:
- Radyasyon
- Buharlaşma
- Konveksiyon
- Kondüksiyon
Radyasyon
Normal bir ısıda vücudun en çok ısı kaybettiği yol olan
radyasyon bir tür direk enerji aktarımıdır. Isı kayıbı,
tenle atmosfer ve diğer objelerin arasındak ısı
farkından oluşur. Dış çevre soğudukça radyasyon yoluyla
kaybedilen ısı da artar.
Çevre sıcaklığının tenin yüzey ısısından farklı olduğu
durumlarda vücut radyasyon yoluyla ısı kazanır ya da
kaybeder. Sıcak havalarda radyasyon yoluyla ısı
kaybedilememesi sıcaktan kaynaklanan rahatsızlıklara
sebep olabilir.
Giyimin radyasyon yoluyla ısı kaybına etkisi çok azdır.
Isı radyasyon yoluyla önce giysiye daha sonra da
atmosfere geçer. Radyan ısı kayıbı sadece çok soğuk
havalarda önem kazanır (-29°C -35°C). Eğer giyim ile
diğer yollardan kaybedilen ısı azaltılırsa bu
sıcaklıklardaki radyan ısı kaybı önemini yitirir.
Buharlaşma
Terleme çok soğuk havalarda bile az miktarda devam eder.
Bu hissedilmeyen ter tenimizin üzerinden buharlaşır ve
buharlaşan her santimetreküp buhar içinde 575 kaloriyi
beraberinde götürür. Ayrıca nefes aldığımız havanın
ısıtılması ve %100 relatif nemli hale getirilmesi için
de ısı kaybedilir. Normal sıcaklıklarda vücut ısımızın
%20 ile %30 `u buharlaşma yoluyla atılır ve bu
buharlaşmanın 2/3 `ü de derimizden olur.
Yüksek irtifada solunum derinleştiği ve sıklaştığı için
akciğerlerden ısı ve su kayıbı artar. Yüksek irtifada
akciğerleden günde 4 litreye yakın su ve 2300
kilokalorilik ısı kaybedilebilir. Solunum yollarından
kaybedilen ısıyı azaltmanın pratik bir yolu yoktur.
Kişiler bu ısı ve sıvı kayıbının farkında olmalı ve ona
göre yemek ve sıvı alımlarını ayarlamalıdırlar.
Solunumda olduğu gibi hissedilmeyen terden kaybettiğimiz
ısıyıda önlemenin pratik bir yolu yoktur.
Konveksiyon
Tenimize temas eden hava tenimizin sıcaklığına ısıtılır.
Bu ısınmış hava yer değiştirdiğinde yerine gelen soğuk
hava da tekrar ısıtılır. Havayı ısıtan enerji vücuttan
geldiği için hava hareket ettikçe ısı kaybedilir.
Konvektif ısı kaybı sürekli devam eden bir şeydir ama
normal sıcaklıklarda bu kayıp önemsenmeyecek kadar
küçüktür. Daha soğuk bir havada, havayı ısıtmak için
daha fazla enerji gerekeceğinden ısı kayıbı fazladır. En
büyük ısı kayıbı ise hava sürekli kıpırdadığında
gerçekleşir. Hafif bir esinti bile, tenin yakınındaki
sıcak havayı sürekli soğuk havayla değiştireceğinden
büyük bir ısı kayıbına neden olur.
Hareket eden havanın çaldığı ısı rüzgarın hızıyla değil
bu hızın karesiyle orantılıdır. Bu yüzden 8 kilometre
hızla esen bir rüzgar 4 kilometre hızla esen bir rüzgara
göre iki katı değil dört katı bir ısı kayıbına neden
olacaktır.
Hareket eden havayla artan ısı kayıbına rüzgar faktörü
denir. Aşağıdaki tablo rüzgarın sebep olduğu ısı
kayıbını daha iyi gösterecektir.
Rüzgar Hızı km/h | Sıcaklık °C
|
Sakin
|
2
|
-4
|
-9
|
-15
|
-21
|
-26
|
-32
|
-34
|
|
8 km/h
|
1
|
-6
|
-11
|
-17
|
-24
|
-29
|
-35
|
-35
|
|
16 km/h
|
-6
|
-13
|
-19
|
-26
|
-33
|
-39
|
-47
|
-50
|
|
23 km/h
|
-9
|
-17
|
-24
|
-32
|
-40
|
-46
|
-54
|
-57
|
|
32 km/h
|
-11
|
-20
|
-27
|
-36
|
-43
|
-51
|
-60
|
-63
|
|
40 km/h
|
-14
|
-22
|
-30
|
-38
|
-47
|
-55
|
-64
|
-67
|
|
48 km/h
|
-15
|
-24
|
-32
|
-41
|
-51
|
-57
|
-66
|
-70
|
|
56 km/h
|
-16
|
-25
|
-33
|
-42
|
-51
|
-58
|
-68
|
-72
|
|
64 km/h
|
-17
|
-26
|
-34
|
-43
|
-52
|
-60
|
-70
|
-74
|
Konvektif ısı kaybı çok hızla
arttığı için doğada rastlanan hipotermi vakalarının en
büyük sebebidir. Neyseki doğru giyim bu tip ısı kaybını
büyük ölçüde azaltmaktadır. Rüzgar geçirmez dış giysiler
orta katmandaki ve tene temas eden havanın hareket
etmesini önleyerek konvektif ısı kaybını ortadan
kaldırırlar.
Kondüksiyon
Vücudumuzdan daha soğuk olan bir iletkene temas
ettiğimizde de ısı kaybederiz. Su iyi bir iletkendir ve
suya düşmelerde hipotermi vakalarının çoğunun sebebi
kondüktif ısı kaybıdır. Kondüktif ısı kayıbı tek başına
nadiren hipotermiyaya neden olsa da diğer ısı
kayıplarıyla birleştiğinde hipotermiya şansını arttırır.
Giysiler ıslak olduğunda kondüksiyonla kaybedilen ısı
miktarı büyük miktarda artar.
Isı Kaybının Fizyolojik Sınırı
Isı kaybını önlemek için vücudun uyguladığı önlemler
kollara ve bacaklara giden kan miktarını azaltmakla
sınırlıdır. ( İnsanoğlu tropik bir iklimde geliştiği
için vücudun ısı kayıbını arttırma mekanizması ısı
kaybını azaltma mekanizmasına göre çok daha gelişmiştir
) Vazokonstriksiyon yüzeye giden kan miktarını kısıtlar
ve dokuların soğumasına neden olarak radyasyon ve
konveksiyonla oluşan ısı kaybını azaltır.
Uzun ve ince şekillerinden dolayı kol ve bacakların
yüzey alanı relatif olarak daha fazladır ve daha kolay
ısı kaybederler. Uç noktalara giden damarların
daraltılması kan akışını ve ısı kayıbını azaltır ve
böylece kalp ve beyin gibi hayati önem taşıyan
organların çalışmaya devam etmelerini sağlar.
Hipoterminin Önlenmesi
İnsanın soğuğa karşı olan en etkili önlemi zekasıdır.
28°C `nin altındaki sıcaklıklarda insan vücudu
üretebildiğinden daha fazla ısı kaybetmeye başlar.
İnsanlar soğuk ortamlarda zekalarının ürünü olan giysi
ve barınak gibi önlemlerle dış ortamdan kendilerini
izole etmeye çalışırlar.
Bilgili ve mantıklı olmak soğuk hava şartlarında daha da
önem kazanır. Tehlikeli durumlar önlem alınabilecek
kadar önceden farkedilebilmeli ve daha da önemlisi her
koşula hazırlıklı olunmalıdır. Hipotermi ölümlerinin
çoğu geçiş mevsimlerinde kişilerin şartların değişmesine
hazır olmadığı durumlarda gerçekleşmektedir.
Su ve yemek
Soğuk bir iklimde hipoterminin önlenmesi için sıvı,
yemek ve giysiye ihtiyaç vardır. Böbrekler, akciğer ve
derimizden kaybettiğimiz suyu yerine koymamamız
dehidrasyona sebep olur ki bu da kan hacmimizin
düşmesine ve böylece hareketle ısı üretmenin
zorlaşmasına neden olur.
Dehidrasyonun neden olduğu başka problemler de vardır.
Daha az hacim kaplayan kanın hayati organlara
gönderilmesi için kol ve bacaklardaki damarlar büzüşür
ki bu da lokal donma şansını yükseltir.
Dehidre olunduktan sonra susama hissi azalır ya da yok
olur bu yüzden yeterli sıvıyı almak için belirgin bir
çaba göstermek gerekir. Hafif zorlukta bir günde su
alımı minumum 2 litre olmalıdır. Daha ağır günlerde ya
da yüksek irtifada bu miktar 3 ile 5 litre arasında
olmalıdır. Yeterli bir sıvı alımı, açık sarı renkte ve
miktarı günde 1 litre civarında olan idrarla
anlaşılabilir. Fiziksel aktivite ve ısı üretimi için
yemek gereklidir. Gün içinde sık sık ufak miktarda bir
şeyler yemek enerji depolarımızın boşalmasını önler.
Bir hayatta kalma durumunda, tecrübeler, başarı için
yemeğin en önemli faktörlerden biri olduğunu gösterir.
Her hangi bir besin kaynağı, çiğ yenmesi gereken kuş ya
da yılan bile, bir şey yememekten kaynaklanan yorgunluk
ve depresyondan daha iyidir.
Alkol kullanımı, kılcal damarların genişlemesine neden
olduğu için başta bir ısınma hissi verir ama sonuçta ısı
kaybını arttıracağından hipotermiyi kolaylaştırır.
Hipoterminin Farkına Varılması
Hipoterminin iki aşaması vardır, hafif ve şiddetli.
Hafif hipotermiye girmiş birinin vücut ısısı normalin
altındadır ama ayağa kalkamayacak ya da yardımla
yürüyemecek duruma gelmemiştir. Genelde vücut sıcaklığı
32°C `nin üzerindedir.
Şiddetli hipotermiye girmiş birisi beynen
durgunlaşmıştır, genelde yürüyemez ve kendinden geçmiş
olabilir. Vücut sıcaklığı genelde 32°C `nin altındadır
ama şiddetli hipotermiye girilen vücut ısısı kişiden
kişiye farklılıklar gösterebilir.
Hipoterminin Aşamaları
Hafif Hipotermi
|
37° - 35°C
|
Üşüme hissi, tende
hissizlik, fiziksel performansta hafif bir
düşüş, ellerle yapılan karmaşık işleri
becerememe ve titreme
|
|
35° - 34°C
|
Daha belirgin
koordinasyon güçlüğü, tökezleme, hızda
düşüş, basit kafa karışması ve duyarsızlık
|
|
34° - 32°C
|
Koordinasyonun azalması
ve sık sık tökezleme, düşme ve elleri
kullanamama, yavaş düşünme ve konuşma,
kötüleşen hafıza kaybı
|
Şiddetli Hipotermi
|
32° - 30°C
|
Titremenin durması,
koordinasyonun tamamen kaybolması ve
kaslarda sertleşme, ayakta duramama, kafa
karışılığı, mantıksız davranışlar,
|
|
30° - 28°C
|
Kaslarda şiddetli
sertleşme, yarı baygınlık,göz bebeklerinin
büyümesi, belirsiz solunum ve nabız
|
|
28°C altı
|
Baygınlık, 20°C
civarında kalbin donması sonucu ölüm
|
Dağ ortamında kişinin vücut
sıcaklığını doğru ölçmek çok güç olduğu için vücut
sıcaklığı şiddetli hipotermiyi tanımak için pratik bir
yol değildir. Derin hipotermiye girmiş kişilerin
çeneleri o kadar sıkı kapalıdır ki oral yoldan vücut
ısısını ölçmek mümkün olmaz. Kurtarma takımları genelde
tehlikeli durumlarda rektal ölçüm yapmayı tercih etmez
ki bu da kişinin hareket ettirilmesini gerektireceğinden
bir avantajdır.
Hafif Hipotermi
Hipoterminin farkına varmanın yolu hipotermi riskinin ve
ne kadar hızlı oluşabileceğinin farkında olmaktır. Yazın
bile ıslak ve soğuk ortamlarda özellikle rüzgar da varsa
hipotermi riski vardır. Fiziksel aktivitede bulunan ve
buna rağmen üşüyen her kişi durduğunda daha fazla
üşüyeceğinin farkında olmalıdır. Kişi hareket
halindeyken yeterince ısı üretemiyorsa durduğu zaman da
üretemeyeceğini ve bu durumda ekstra giysiye, bir
barınağa ya da bir dış ısı kaynağına ihtiyacı olacağını
bilmelidir.
Hipotermiyi önlemenin en hayati yolu gruptaki her
kişinin diğerlerini gözlemlemesidir.
Hipoterminin tipik ilk belirtisi üşümektir. Ellerin ve
ayakların acıyacak derecede üşümesi yaygındır. Vücut
ısısı düştükçe kas koordinasyonu azalır. Ellerle hassas
işler yapmak zorlaşır ama eğer kişi yürüyorsa bunun
farkına varılması zor olabilir. Koordinasyon
eksikliğinin ilk belirtisi tökezleme ve hızın düşmesidir.
Hipotermi şiddetlendikçe tökezlemeler sıklaşır ve kişi
yere düşebilir. Genelde kişi grubun gerisine düşer ki bu
grubun diğer elemanları için bir uyarıdır. Eğer kişi bu
durumda geride yalnız bırakılırsa durumunu gözlemlemek
mümkün olmaz. Titreme, kişinin kötü zeminde hareket
etmesini engelleyebilir.
Hipotermi ortaya çıktıkça beyinsel işlemler de yavaşlar.
Kişilik değişir ve genelde aşırı hassasiyetlik ortaya
çıkar. Yaygın ortaya çıkan bir belirti kişinin bir
şeylerin ters gittiğini kabul etmemesidir. Bazı kişiler
kötüye giden durumlarına karşı duyarsızlaşablir. Kafa
karışıklığı ve kötüleşen hafıza kaybı vücut ısısının
daha da düştüğünü gösterir.
Bu durumda düzeltici önlemlerin alınmaması kişinin
şiddetli hipotermiye girmesine yol açabilir.
Şiddetli Hipotermi
Şiddetli hipotermi genelde vücut sıcaklığı 32°C `nin
altına düştüğünde ortaya çıksa da buna vücut sıcaklığı
yerine kişinin durumuna göre karar vermek daha doğrudur.
Vücut sıcaklığı düştükçe titreme yavaşlar ve durur. Bu
şiddetli hipotermiye girildiğinin ilk göstergesidir.
Koordinasyon o kadar azalır ki kişi yardımsız yürüyemez
hale gelir. Sıcaklık daha da düştüğünde kişi kendi
başına ayakta duramaz.
Beyinsel fonksiyonların daha fazla yavaşlar. Şiddetli
hipoterminin sık rastlanan ve önemli belirtilerinden
biri kişinin soğuktan korunmaya çalışmamasıdır.
Parkaların önünün kapanmaması, başlığın takılmaması,
eldivenlerin giyilmemesi, uyku tulumunun fermuarının
açık bırakılması bu tip davranışlara bir kaç örnektir.
Baştaki kafa karışıklığı ve mantıksız davranışlar
zamanla yerini yarı baygınlığa, tam baygınlığa ve daha
sonra da her hangi bir uyarıya tepkisizliğe bırakır.
Kişi bilincini kaybederken aşırı bir sıcaklık
hissedebilir ve bunun sonucunda giysilerini çıkarmaya ya
da uyku tulumundan çıkmaya çalışabilir.
Şiddetli hipotermiye girmiş kişilerin beyin
fonksiyonları zayıfladıkça diğer vücut fonksiyonları da
büyük ölçüde yavaşlar. Bu durumdaki bir kişinin solunumu
farkedilemiyecek kadar sığ, nabızı da alınamayacak kadar
az sıklıkta atabilir. Hipotermik kişiler canlı oldukları
halde bir ölünün bütün belirtilerini gösterebilirler. Bu
nedenle doğada bir kimsenin ölü olduğuna karar
verebilmemiz için öncelikle mutlaka o kişiyi ısıtmamız
gerekir. Ancak başarılı bir ısıtma işleminden sonra
kesin ölüme karar verilebilir.
Hafif Hipoterminin Tedavisi
Hafif hipoterminin tedavisi çok basit olmasına rağmen
farkedilebilmesi çok önemlidir. Konveksiyonla kaybolan
ısıyı önlemek için kişiye daha fazla giysi
giydirilebilir. Ayrıca kişinin rüzgardan etkilenmesini
de rüzgar geçirmez giysilerle ya da daha iyisi rüzgar
almayan bir barınağa sokarak önleyebiliriz. Islak
giysileri kurularıyla değiştirmek hem giysilerin
izolasyon özelliğini arttıracak hem de buharlaşma
yoluyla kaybolan ısıyı önleyecektir.
Vücudun ısı üretimi de belirgin bir şekilde
arttırılabilir. Titremek, hızlı tempoda yürümek kadar
ısı üretebilir. Bacak ve sırt kaslarını kullanarak ta,
örneğin bir kayanın üzerine çıkıp inmek ya da çömelip
kalkmak, ısı üretilebilir. Bu ısı üretimini koruyabilmek
için de besin gereklidir. Kişi eğer kendindeyse ılık
içecekler, şekerli çay, sıcak çikolata verilebilir.
Hafif hipotermi durumu ortadan kalktıktan sonra bunun
tekrarlamaması için önlemler alınması gereklidir.
Isınmış bir insanı ekstra korumasız aynı dış ortama
çıkarmak şüphesiz yine aynı sonucu verecektir. Hatta
kişinin enerji depoları boşalmış olacağından hipotermiye
girmesi çok daha kolay olacaktır.
Şiddetli Hipoterminin Tedavisi
Şiddetli hipotermi hafif hipotermideki basit tedavilerin
yetersiz kaldığı karmaşık bir sorundur. Tedavide iki
problem aynı anda çözülmelidir. Hem ventriküler
fibrilasyon önlenmeli, hem de kişi dış ısı kaynaklarıyla
ısıtılmalıdır.
Ventriküler Fibrilasyon
Ventriküler fibrilasyon, kalbi oluşturan binlerce kas
lifinin birbirinden bağımsız kasıldığı hayati tehlike
arzeden bir durumdur. Kanın pompalanabilmesi için bütün
liflerin aynı anda çalışması gerektiği için kas
liflerinin senkronize çalışmaması kalbin hiç atmamasıyla
aynı şeydir.
Hipotermik bir kalp ventriküler fibrilasyona aşırı
derecede yatkındır. Şiddetli hipotermik hastaların
sedyeyle taşınması mümkün değildir. Taşıma esnasındaki
sarsıntılar çok büyük bir ihtimalle ventriküler
fibrilasyona neden olacaktır. Hipotermi, insanın verimli
bir kan dolaşımı olmadan yaşama süresini ( nörolojik bir
zarar görmeden ) arttırmasına rağmen bu süre yaklaşık
bir saatle kısıtlıdır. Ventriküler fibrilasyona girmiş
şiddetli hipotermik bir hasta 1 saat içinde helikopter
ya da sedyeyle bir hastaneye ulaştırılamıyorsa durumu
oldukça ümitsizdir. Nörolojik zarar görmemesi için
hastaya CPR uygulanması gerekmektedir ki bu da sedye
üzerinde gerçekleştirilemez. Elektrik şoku ise vücut
sıcaklığı 32°C `nin altındayken neredeyse hiç bir zaman
işe yaramaz.
Dağda şiddetli hipotermiye girmiş bir kişi ya
helikopterle taşınmalı ya da orada ısıtılmalıdır. Büyük
arama kurtarma organizasyonları ısıtılmadan helikopterle
taşınan hastaların hiç birinin yaşayamadığını
görmüşlerdir.
Hastayı Isıtma
Şiddetli hipotermiye girmiş hastalar kendi vücut
ısılarını üretemez hale geldiklerinden bir dış ısı
kaynağıyla ısıtılmalıdırlar.
Teorik olarak en etkili ısıtma vücudun merkezini
ısıtmaktır. Böylece ilk ısınan organlardan biri kalp
olacak ve fibrilasyon önlenebilecektir. Hastanelerde bu
değişik bazı metodlarla başarılabilir.
Fakat tecrübeler, kalbi düzenli çalışan insanlar için
yüzeyden ısıtmanın da etkili olduğunu
göstermiştir.Hipotermi vakalarının yaygın olduğu Alaska
gibi bölgelerdeki hastanelerde elektrikli battaniye gibi
yüzeyden ısıtma yöntemleri kullanılmaktadır. Genel
olarak üç yöntem kullanılır.
- Dış etkenlerden koruma
- Yüzeysel ısıtma
- Vücut merkezini ısıtma
Dış etkenlerden koruma kişiyi bir çadırın ya da tulumun
içine koyarak sağlanabilir. Hastanın hareket etmemesi
için çadırın taban kısmı kesilip hastanın üzerine
konulabilir. Mat hastanın altına nazikçe yerleştirilmeli
ve yine aynı şekilde tuluma sokulmalıdır. Çadırın
içindeki hava su kaynatılarak nemlendirilebilir.
Yüzeysel ısıtma yoluyla az miktarda ısı transferi
gerçekleşeceğinden mümkün olan tüm ısıtma teknikleri
kullanılmalıdır. Boyun,
göğüs, koltuk altı bacak içi bölgelerine konacak sıcak
su şişeleri daha etkili tekniklerden biridir. ( Tabi ki
eğer ısı kaynakları daha fazla bölgeye koyulabiliyorsa
bu daha iyidir. )
Hasta kişiyle aynı tulumun içine sağlıklı birinin
girmesi de belli bir miktarda ısı transferi sağlar.
Vücut merkezini ısıtma işlemi de doğa da uygulanabilir
ama bunun için bazı özel cihazlar ve konu hakkında
bilgili kişiler gerekir.
Şiddetli hipotermik hastaların neredeyse hepsi aynı
zamanda dehidredirler. Bunun düzeltilmesi için yapılacak
her şey faydalı olacaktır. Çoğu kişi ağızdan sıvı
alamayacağı için rehidrasyon sıvıları damardan
verilmelidir.
CPR
Kan dolaşımı olmayan ve nörolojik zarar görmeden önce
sadece 1 saatleri olan hastalar için CPR şarttır. Fakat
bu durumda CPR`ın başarılı olma şansı çok düşüktür. Bu
yüzden de CPR, kurtarma ekibindeki kişileri riske
sokacaksa uygulanmaz.
Farkedilebilir nabız atışları olan kişilere kalbin hızı
ne kadar yavaş olursa olsun CPR uygulanmamalıdır çünkü
bu ventriküler fibrilasyona neden olacaktır. Şiddetli
hipotermik bir hastanın nabzının atıp atmadığını anlamak
için en az 3 dakika kontrol edilmelidir.
Dr.Hasan HORTO
12.01.2007
|
|
|
|